Dr. Arif Şanlı Musiki Derneği
İletişim Linkler Fotoğraf Arşivi Etkinliklerimiz Kurslarımız Derslerimiz Derneğimiz Ana Sayfa
Makaleler > ASIRLAR BOYU TÜRK MUSİKİSİ-DR.ALAEDDİN YAVAŞÇA
Her milletin orijininde iptidai insan toplulukları( boylar, budunlar, uruklar, aşiretler), zamanın akışına tabi olarak, iyi ve kötü günlerde müşterek duyguların içinde, müşterek davranışlar ve tavırlar göstermişler, böyle tevali eden müessir, te’sir ve aksü’l-ameller(etki-tepki), her topluma has örf, an’ane ve kültürün gelişmesine, şekillenmesine yol açmıştır, muayyen bir devir sonunda bu özellikler belirli bir vasıf kazanmış, tekamül devresi, bir milli kültürün doğuşunu sağlamıştır.

Dünya tarihinde çok eskilere dayanan geçmişe sahip birkaç milletten birisi hiç şüphe yok ki Türk Milletidir.

Böyle bir milletin kendine has milli kültürünün mevcudiyeti, kimsenin inkara yeltenemeyeceği ve gölgeleyemeyeceği bir husustur. Din, Dil, Edebiyat, San’at, Tarih, milli kültür denizine akan ve onu besleyerek kurumasını önleyen vazgeçilmez ırmaklardır.

Bu ırmaklar aralarındaki tabi’i kanallarla birbirlerine kenetlenerek bölünmez bir bütün teşkil etmiştir. Bu yapıdan bir taşın oynaması, milli kültür müessesesinin bütününü müteessir eder. Milli kültüre te’sir eden yan faktörler de vardır. Bunların başında coğrafi durum, iklim ve komşuluklar gelir.

Türk kültürü Orta Asya bozkırlarında bir çocuk gibi doğmuş, emeklemiş, gelişmiş, komşusu Çin’le harp ve sulhta münasebetler kurmuş, gençliğe yönelmiş, kabına sığamamış, taşmış, kuraklıklar, ekonomik yetersizlikler, batıya doğru akını başlatmış, çeşitli Türk boyları, bir kısmı eski yerlerinde kalmak suretiyle, çeşitli yerlerde mekan tutmuşlar, devletler kurmuşlar ve her biri kendi bünyesinde devlet olma istihalesini geçirerek yaşama kavgası vermişlerdir. Bu arada her gittikleri yere milli kültürlerini götürmüşler, yeni yurtlarında münasebete girdikleri komşularından ruhlarına uygun gelen bazı hususlarla kültürlerini süslemeyi ihmal etmemişlerdir.

Bu yolda en önemli adım İslamiyeti kabul etmekle başlamış, bütün dünyada büyük akisler yaratan Türk-İslam medeniyeti ve kültürü, Türkistan’ı, Horasan’ı, İran’ı, Kuzey Hindistan’ı, bilhassa Anadolu’yu içine alan yakın şarktan dört bir yana şuleler ve sinyaller yaymıştır.

Mevzuumuz olan Türk Musikisi de bu tarihi gelişmelerden nasibini almıştır.

Türk Musikisindeki gelişmeyi 4 devrede mütalea edebiliriz:
1-İslamiyeti kabulden önceki devreler: Oğuz’lar, Uygur’lar, Göktürk medeniyeti, Şamanizmin modifikasyonlarının hakim olduğu, ayrıca Mani, Budha ve Zerdüşt dinlerinin Uygur’larla, bazı yer değiştirmiş Göktürk’lerde inanıldığı zaman bölümü

2- İslamiyetten sonraki Türk Musikisi: Türk Musikisinde en şa’şaalı devir, Osmanlı saltanatının 15.asır ile 19.asırları arasındaki zaman bölümü içinde vücut bulmuştur. Hakiki Klasik Türk Musikisi bu devrin mahsulüdür.

3- Romantik devir: Hacı Arif Bey’le başlayıp Rahmi Bey’e kadar gelen, Rahmi Bey’den zamanımıza kadar tek tük numunesi görülen devir

4- Araştırma devri: Romantik devir içinde birkaç bestekarın açtığı, Sadeddin Kaynak’la geniş ufuklar bularak iyi ve kötü örneklerle yaşadığımız günlere kadar gelen devir.

Türk Musikisinin İslamiyeti kabulden önceki devrinde, Ozanlar( Saz şairleri), baskılar, kamlar, kopuzlarıyla, çöğürleriyle, iklig ve çapçaklarıyla yerine göre milli destanlar, kahramanlık şiirleri, aşk ve içki türküleri, ağıtlar vs. söylerlerdi. Bugün Anadolu’muzda hala bu musiki töresini devam ettiren aşıklar,ozanlar veya saz şairi denilen örnekler mevcuttur. Şarkışlanın Sivrialan köyünden Aşık Veysel bunların en güzel numunelerindendir.

İslamiyetin kabulunden evvelki devrede, cihangir ve akıncı vasıftaki Türkler, Çin’de, Japonya’da, bilhassa Kuzey Hindistan’da, İran, Ukrayna, Rusya, Kafkasya, Kırım, Baltık memleketleri, Balkan’lar, Ön Asya ve Orta Avrupa’da yayıldıkları nisbette san’atlarını ve musikilerini de oralara aşılamışlardır. Bu saydığımız yerlerde, bilhassa halk arasında, köylerde Türk Musikisinin izlerini bulmak el’an mümkündür.

Bu akınlarda Horasan, İran, KuzeyHindistan, Azerbaycan, Kırım’a geliş ayrı bir değer ve mana taşımaktadır. Zira İslamiyetin kabulünden sonra Farabi, İbni Sina, Safiyuddin, Mübarekşah, Meragalı Abdulkadir gibi, Türk Musikisinin Anadolu’ya initkalini sağlayacak nesilleri yetiştiren bilgin ve musikişinaslar, bu akıncıların evlatlarıdır.
Türkiye Finans Katılım Bankası Kartal Belediyesi Kültür A.Ş
ana sayfa | derneğimiz | derslerimiz | kurslarımız | etkinliklerimiz | iletişim
cep telefonu aksesuarları
Copyright © 2007. Her hakkı Dr. Arif Şanlı Musiki Derneğine'ye aittir.